sigara almak için yoldaki bir bakkala girdiğimde cino çikolata gördüm, çok duygulandım ve onu yedim. sigarayı da daha sonra başka bir bakkaldan aldım. metro istasyonuna girmeden önce, havanın geçen haftalara göre daha bir ılımlı davrandığını düşündüğümü hatırlıyorum şimdi. sonra lost izlemiştim. bir de prison break, ardından simpsons. simpsons komikti. rushmore filminde, bill murrray’in ağacın arkasına saklanıp öğretmeni izlerken öğretmenin onu fark etmesiyle devam eden o sahneye çok gülmüştüm. ayrıca, royal tenenbaums filminde ağzından sigarayı bırakmayan kadının geçmişinin gösterildiği o kısa sahneye de. vakit yatmak için erken olsa da, yarın işe gidileceğini düşündürecek kadar geç olmuş, şimdi onu düşünüyorum, sonra görüşürüz.
kendim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kendim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Şubat 2008
26 Şubat 2007
ben bağlacı
o kadar çok şey var ki, şimdi dünyadaki tüm bağlaçları burada toplayabilirim. "ve" ile "ki" gelirken "de" çıkagelir "ile" neden aranızda diye sorabilir. "yalnız"lık çıkagelir de, ben de bir bağlacım dostum derse ve ardından “ama, fakat” gelirse eğer, ben ne yaparım o kadar bağlaç içinde "ki" sorarım sana aslında hayat ve "ancak" hayat aslında. bu kadar mı karışır dünya. gözlerim kan kokmaya başladı, bu kadar eziyet yeter kendime, haydi kendim, al beni ve götür aynı bedene, aynı uykuda ve aynı rüyada, aynı yarına ulaşmaya...
aslında iki nokta
ben sıcacık odada iliklerime kadar titriyordum, sol gözüm yatmayı istiyordu, sağ gözüm ise günün aydınlanışını görmek. kendimde değildim. sanırım. belki de aklımdı bunu bana söyleten, ki ben bu cümleleri dudaklarımın arasından çıkarmadım.
hayat aslında ve aslında hayat.
hayat aslında ve aslında hayat.
otuziki
vakit, gece yarısını otuziki dakika geçmişti. ancak zaman böylesine otuziki geçmemişti hiç ve hiç bu kadar gözümün içine bakmamıştı.
20 Şubat 2007
çok pis döverim!
bazen kendimi hiç de kendime benzetemiyorum. kafamda o kadar çok şey dönüyor ki, ne yapmam gerektiğine bile karar veremiyorum değil, ne yapmam gerektiğine karar bile veremiyorumu dahi bulamıyorum. sence bunları yazmalı mıyım? yok hayır, yazmamalıyım, onları toparlamak, cümleye dökmek, sanki doğru anlatılması gerektiğine inanıyorum ve yazarken tekrar tekrar o düşüncelerin üzerinden geçmek istemiyorum, yoruluyorum. otobüs yolculuklarında kafamı cama dayayıp aklımdan geçenleri izliyorum. sürekli yeşil ve dağ görmekten bir farkı yok ve zaten bir süre sonra da baktığım yerde artık dağlar, taşlar, çimenler beliriyor. belirmek. delirmek.
uzakta bir yakın belirdi, yanına vardığımda çoktan uzakta delirmişti.
iyi ki doğdun!
uzakta bir yakın belirdi, yanına vardığımda çoktan uzakta delirmişti.
iyi ki doğdun!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
yıl olmuş kaç, sen hala ne?
bir alttaki yazı ile bu yazı arasında 15 seneden fazla zaman var. neredeyse 6000 gün. altıbin adet doğmalı batmalı gün. hepsi de adrese tesl...
-
Tatil e cıkacagım şurda 2 gün kaldı.. Ama gel gör ki işler giderek arttı. Sinir bi durum Stres oldum bugün.. Güzel olan tek şey; Mudanya ya ...
-
Parıltıları kaldı artık biriken sıkıntılarımın Organlarım teker teker dökülüyor, Kalbim o kadar sessiz ki bu duruma.. İçinden haykırıyor, du...
-
Beynimin içinde bir tadilat var. Sanırım Filler büyük hasar vermiş. Tadilat ı yapanlar kısa süreli bi uzaklık yaşa diyor.. Uzan, gözlerini k...