16 Şubat 2006

yol

bir yol bulduk,
sürekli geçtiğimiz
üzerinden, şimdi
farkettiğimiz
ve biliyoruz ki,
biliyoruz biz ki,
biz'i,
beraber

14 Şubat 2006

ebedâ

insan sıkıldı. biz artık çamura muhtacız. bir elimizde toprak diğerinde su. kimi zamanlarım, kime zamanlarım, ansızın. apansız uçuşlarım, uçurtmalarım, yükselişleri, taşmış sessizliğim, çakılmış yutkunmalarla, sayıklamalardan çıkıp yolda yürümek gözünü ileri dikmek ve ne yazık ki, görememek. ben de hepsinden biriyim. herhangi birinin hepsisinin içindeyim. ve bırak beni ben, onca ben gibi herkesten biraz sen, ayrıl. artık ne istiyorsan onu al harflerimi al harflerin yap, ona göre anla, gözlerin ileri bakıyor mu, sen miydin düşen, o uçurtmadan. yok, yok sen de sıkıldın. biz artık gitmeliyiz, yükümüz artmadan, en doğru zamanda gitmeliyiz, tedirgin rüzgar mı esti? sen rüzgarı yanlış anladın.

13 Şubat 2006

ötürü

ben hiç soğuklardan bahsetmemişim. gelmedi sıcaklar gitti. gelememiş olabilir, arasak mı? yok arama illa gelecek. kapatalım. kapı önünde sigara içmek zor iş. yaptığım şey’in karşılığında para almıyor olabilirim. neyi değiştirir ki, soğukta sigara içmek zor. oda soğuk, mausu kullanan elim çok üşüyor. ağzı olsa küfür edebilir virgül bana. sırf ağzı olmadığı için bu işkence yapılmaz, lâl olanları düşün. bir taraf tutmalısın, ya orası ya burası, ya negafit ol ya pozitif ne o öyle sıfır gibi. durma sıfır gibi, ne gribi! offf tamam soğuk buz gibi, çok, sıfır, sırf, song the say goodbye

12 Şubat 2006

tad'ımlık nef(i)s

Yolun ardında bir ölü, ölünün ardında kalan onlarca yaralı, yaralıların ardında kalabalık, kalabalığın yanında ormanlık, ormanlığın ardında şehir, şehrin içinde kalabalık, kalabalığın içinde bir ev, evin içinde bir kadın, kadının ardında bir telefon, telefonun ardında ses, sesin ardında bir hüzün, hüznün arkasında bir haber, haberin arkasında bir acı, kadının beyninde geçmiş, gözlerinde donukluk, gözlerinin önünde kapı, kapının ardında şehir, sehir soğuk, soğuk beden, aklında kırıntılar, dillerden dökülenler, sıcak bedenler, yavaş yavaş dağılanlar, sırasını bilmeyenler, olmaması gerekenler, bilinenler, bilinemeyenler, nedenler, gerçekler, doğrular, ormanlığın yanında bir yol, yol ardında tek çıkış, dönüşün ardında şehir, şehrin ardında kalabalık, kalabalık içinde bir ben, ya da sen, ya da biz ya da hepimiz, ya da ne farkeder ki, ha sen ha ben...

7 Şubat 2006

maznunîn

gittiğinde çok erkendi vakit nakittir demişti gitme diye sana bir hediye ve şimdi ardında bırakılan düşer yere doğru söyle acı çekiyordu ipi kendine baktı aynada göremedi ardını ve sen çıkageldin kapı kapandı artık gitme ve ben bu noktadan sonra yeni bir cümle aydan adam düştü gökten inmedi zembille kalbime soğuk işlemiş el işi göz nuru bir aydınlık esti yüzüme bulaştı elime eteğime ben oturdum ışığı bekledim son duraktan öteye açtım, avuçlarımı bakakaldım soldan sağa şimdi böyle an’lamlı kaybolmuş dizelerim harf harf dökülüp kabuğuna çekilmekte...

5 Şubat 2006

kaçış

yalandı yarın, bugünde dururken
ve bugün’üm dün’e çıkarken
yalandı dün’lerim.
dün’üm yarın’ımla kesişirken.
bugün’lerim dün olup
yarın’ımla çarpışırken,
yalandı.
ve zaten sadece
güneş doğup batardı.

ve zaten yaşam bu;
dün’de kalıp yarın’a dalmak; bugünü yaşayamamak.
önceki ve sonraki sayfalarda dolaşmak.
dün dediğin geçmişin de bugün olduğunu kavrayamamak.
yarın’larını da dün’e doğru atmak.
yarın’sız kalmak ve bugün’ünü unutmak.
ve zaten her bugün;
biraz dün’den,
biraz yarın’dan
ölmek.


ve
böyle devam et,
biriktir dünlerini...
ve
elbet bir gün
olmayacak yarın'ın...
ve
yaşayamadığın bugün'ünde
ölüm gelip, seni bulur...

4 Şubat 2006

dönüm ?

bir avuç topraksın
topraksın
avucun kadar
savrulursun her seferinde
noktalara uğrarsın.
noktaların dönümdür
ölümü bulmak adına
birkaç dönüm
topraksın
döner durursun
noktanın etrafında
döndükçe noktan
noktalar olur
her dönümde
bir ölüm
her ölüm de
bir dönümdür
döner durursun
öldükçe durursun
ölünce dönersin
bir avuç topraksın
avucun kadar
döndükçe dönüme
dönünce ölüme
nokta

yıl olmuş kaç, sen hala ne?

bir alttaki yazı ile bu yazı arasında 15 seneden fazla zaman var. neredeyse 6000 gün. altıbin adet doğmalı batmalı gün. hepsi de adrese tesl...