12 Kasım 2007

olur bazen

olur bazen, bir şeylerin olmasının gerekliliğini hissedersin üzerinde. lâkin her şey biraz sonra geçecek ve bitecektir. sen sonra belki de hatırlamayacaksındır. bu hep olur zaten; üzerinde hissetmek.

olur işte sanki dünya birden senin aksine döner sanırsın. işte sanırsın. okul bitince de bir şeyler sanılır, hava soğuk mu gelir ne, üşünülüverilir birden.

su içerken bardağın alt kısmını yukarı doğru kaldırırken ve o anda su seni rahatlatırken bunları hiç birini düşünmezsin. insan aslında pek bir şey düşünmez ne kadar çok düşündüğünü sansa da. bunu da bilirsin ama her bildiğini bir araya getiremezsin.

inan ki, hiçbir şey olmaz… su güzeldir ve güneş bizi ısıtır.

9 Kasım 2007

scooter'lar

bir sabah uyandım ve deniz kıyısında buldum kendimi… hiç zaman kaybetmeden kayıp insan bürosunu arayıp, ihbar bıraktım… biri almaya geldi beni… ‘siz misiniz?’ diye sorduğumda çok net bir ‘evet’ cevabı aldım. beni bulmuştum artık.

filan.

evet

bir tane hayatım var. sokakta güneş beni ısıtıyor.
ayakkabılarımı bağlamak için eğilebiliyorum.
falan.
sen güldüğünde
uzaklaşıyor
her şey
sesinin tonu,
mutluluk

duyarsın sesini
ve tonu
mutluluğu barındırır
ve seni
uzaklaştırır tümden
bölünürsün

22 Ekim 2007

birbuçuk hayat Asude

zamanın geride bıraktığı herhangi bir gündü ve belki de o gün dünyaya gözlerini açan kız bebeklerden sadece birisiydi Asude. pembe renkli nüfus cüzdanını çıkartmak babası ile bana nasip olmuştu, tuhaf bir duyguydu. hastaneye döndüğümde kızımız küvezdeydi. soğuk beyaz bir kapının ardından bakıyordum ona ve aramızda tahminen on metre vardı. sadece teninin renginden seçebiliyordum orada bir can olduğunu ve o canın Asude olduğunu. rahatsızlığından dolayı hastanedeydi ve ben O'nu tam olarak göremesem de içimde garip, tatlı - ekşi arası durgun bir his ile yaşadığım şehre dönüyordum...
tekrar gittiğimde, O'nu görmüştüm. hatta elini bile tutup burnunu hafifçe sıkmıştım. burnunu sıkınca ağzını büzüştürüyordu, çok sevimliydi, hatta bambaşka bir şeydi O. ama rahatsızlığına teşhis konulamadığı için, yapılan testlerden dolayı her yeri iğne iziydi dünya güzeli yeğenimin...
kırkaltı gün olmuştu artık, bütün aile hayatını hastanede geçirmişti. kırkaltı gündür dünyanın merkezi o hastaneydi ailem için... ve ben başka şehirdeyim, aklımda pembe renkli nüfus cüzdanındaki Asude yazısı ve elini tuttuğum, burnunu sıktığım an geliyordu, telefon çalıyordu, Asude gözlerini kapıyordu, yağmur yağıyordu, Asude kırkaltı gün yaşayabiliyordu ve gidiyordu. küçücük bedeni, kocaman ruhuyla kırkaltı gün dayanabilmişti çektiği acılara ve yüzü bile gülebiliyordu o kırkaltı günde.
öyle bir şeydi işte...
kopuk ve kısa...
Asude bir şeyler anlattı ve gitti umarım anlayabilirim hayatımın geri kalanında... belki de sabırdı giderken bize bıraktığı, kimbilir...

ablama ve enişteme sabır diliyorum, avucumdakileri de size yolluyorum.

21 Ekim 2007

187. sayfa

şu ebe, sobe olayları da olmasa blogger.com'u hiç açacağım yoktu. madem derin iz beni parmakla göstermiş, ben de o'nun o güzel parmağını fazla havada asılı bırakmayayım.

trevanian'ın şibumi'sini okuyup beğendikten sonra, geçenlerde aldığım yine bir trevanian kitabı olan inci sokağı kitabı'nın yüzseksenyedinci sayfasının ilk cümlesi der ki:

"çite dayanmış, bana sesleniyor, ben duymadan geçip gidiyordum."

herkese sevgiler, saygılar.

5 Ağustos 2007

demek ki, o insan dediğin...

yine bir sabah ile uyanır ve işte kendi kendini yönetir o insan. yolu da bellidir fakat bir gün sular kesilir, yataktan kalkar ve susamıştır. varsa biraz eğer, devlet su işlerini aramıştır ve işte karşısına çıkmıştır; belki de bir bütün ömrü alo demekle geçen adam.

yinelersin tekrar, sular kesik ve kan damlıyor musluklarımdan peki ne zaman gelir kestiğin hayatlar, bak geç kalıyoruz her şeye be adam.

evlat der herkese titrek bir ses tonu ile hayatı bütün bir alo olan adam.
sakin ol ve bırak şimdi kalbine doğrulttuğun o beynini. biraz nefes al ve aç bak pencereni göreceksin daha önce göremediklerini, benim bile göremediklerimi.

ve baktım aynaya gördüm ki, kulaklarım kesilmiş ve ellerim titriyor tutuğumda ellerini ömrümün ve ömür ölümle kol kola.

yıl olmuş kaç, sen hala ne?

bir alttaki yazı ile bu yazı arasında 15 seneden fazla zaman var. neredeyse 6000 gün. altıbin adet doğmalı batmalı gün. hepsi de adrese tesl...